evet sorun bende
İnanırsak olur bence
[Flash 9 is required to listen to audio.]
47 plays
Veda etmeden gidilmez çocuk. Bu vedadan sayılmaz çocuk. Bir melek ölürken, böyle sessiz durulmaz çocuk
Babam bana kızım bak git dedi :(

Bugün doğum günüm doğum günüm dedim, inanmadınız, bakın ne oldu şimdi?

Yine musluğun ılık kısmını tutturamadım. Yine yandım. Yine haşlandım.
Bazen ne yaparsan yap, olmuyor
[Flash 9 is required to listen to audio.]
647 plays

Bir ara sokakta öldüm…dün
Öylece yani.
Birdenbire
Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde
Granit duvarlı binanın anlamsızlığına,
Şehrin boşu boşunalığına içerlerken
Bırakmışım son nefesimi kaldırıma
Bitmiş,
Öylesine yani.
Birdenbire

Yan binadaki otel odasından izliyordu oğlan
Yüz ifadesini göremesem de
Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı?

O sokakta bitti her şey
Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren
Apartman sakinlerini düşlerken
Sıkıntıdan
Ölmüşüm…dün

Arka odada ütü yapıp
Buharını burnuna çeken kadını,
Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp
Gözyaşını kabuklara saklayan Madam Mari’yi
Kocasıyla artık sevişemediği için
Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen Servi’yi
Düşündükçe
Ölüvermişim…dün

Böylece bitmiş yani,
Birdenbire

Sıkılmışım derinden zahir.
Tutunca da nefesimi
Portakal kabuklarıyla çay demini döktükleri çöpe
İki kedi de bulanınca
Kaldıramamış nefsim demlenmiş portakal kedilerini
Balkabağı mevsimi bile değilken
Dönüşüvermiş her şey baldan kabağa
Ve saat henüz 12’yi vuramamışken
Kalkmış otobüsler durmamaya
Mecal mi bulamamışım, yere döktükleri bala mı basmışım
Hatırlamam ama
Öylece kalakalmışım-kalkamamışım.

Şehrin insanı haberdar değil mi bu öldüresiye sıkıntıdan?
Vagonlar boş, birkaçı kiremit taşıyor topraktan
Kayıklar da serseri misinalar
Otobüsler kimseyi almadan durup durup geçiyorlar duraktan
Arabalar yürüme mesafelerini öldürüyor her gün, her öğle
Her gece
Bisikletleri balkonlarında unutanlar
Her an yağmur yağsın diye dua ediyor
Üç öğün yemek yiyip, dört öğün uyuyorlar
Buna rağmen erken uyanıp, geç yatıyorlar
Aynı kuru kahveciden gün aşırı -iş olsun diye-
Yüzer gram kahve alıp evde -iş olsun diye- öğütüyorlar
Ve bir gün bile sormuyorlar öğütülmüşünü
Kimse sormuyor iş olsun diye yapılan iş, iş midir diye?

Bunlar olurken ölmüşüm o ara sokakta
Balkondaki beyaz brandalar rüzgarla sökülürken
Sökülüvermişim
Şişip patlayan bir eteğin dikişi gibi
Sıkıntı işte

Ya da ölmek yerine
İki adım yol yürüyeydim de
Konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle.
Gitmek yerine…?

Ve karşımızda ‘ye beni’ diyerek bize bakan Doritos’un, ‘götümü ye’ diyerek dönüp gittiğini hayal edebildiğimizde başarıya ulaşabileceğiz sanırım
kulaklıklarını takıp süpürge sesi dinleyerek uyuyan cins bir ağbiye sahibim

Bıkmadım hâlâ

Hepsi birbirine benzemeye başladıysa günlerinin, bir şeyler değişmeli yeniden

Oyunsa oyun.

Ben rol kesemem mi sandın? 

Ya da bilmem mi kuralları?

Kuralına göre oynayamam mı?

Yokluğumu içine geri gönderemem mi? 

Yapmadıysam da sen kazanmış değilsin.

Sadece kaybın yok,

Henüz.